Skip to content

ATATÜRK’ÜN KADINLARI…

Mart 26, 2014

Türk Milleti çapkınlığı sever.
Türk erkeği çapkındır,
Delikanlıdır, bıçkındır. ama illa ki kalbi aşk ateşi ile çarpacak. Bir yar’i olacak muhakkak.
Özleyecek, sevecek, sevilecek,
Onun adını zikredip içecek, sarhoş olup nara atacak, kavga edecek…

Haliyle Türk’ün lideri de böyle olacak.

Çapkın, deli dolu.
Kadını kadınları olacak.

Ne demişler?
“Çapkınlık erkeğe yakışır…”

Malum bu günlerde başbakanımız tayyip erdoğan’ın yasak aşk dedikoduları pek bir gündemde.

Kimileri çok tepki gösteriyor bu duruma. kimileri “olsa dahi inanmayacağını” söylüyor.
Biz ise ilgilenmiyoruz.
“Herkesin özel hayatı kendine” diyor, yapmışsa da “helali hoş olsun” diyoruz.

E Tayyip Erdoğan çapkın olur, çapkınlık yapar da, bu milletin ulu önderi, Türk’ün atası çapkın olmaz mı?

Olmaz olur mu?
Hem de nasıl? ne maceraları vardır o ateş saçan gözlerin. ne aşklar yaşamış, nasıl yanmış kavrulmuştur kim bilir?
Bizim bildiklerimiz birkaçı.
Birkaç kişi ile sınırlı.

Madem ki o koskoca bir Türk, elbette o’nun da aşkları, kadınları, çapkınlıkları vardı.

İşte Atamızın kadınları…

eleni karinte:
Atatürk’ün Manastır Askeri İdadisi’nde öğrenci olduğu dönemde sevdalandığı Rum dilberdir.
bir Rum iş adamının kızı olan Eleni ile Mustafa Kemal’in evlenmesine önce Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın izin vermediği, daha sonra da babasının Eleni’yi kahyasıyla evlendirdiği anlatılmaktadır.

Atatürk’ün eğitim gördüğü, manastır askeri idadisi bugün müze olarak kullanılmaktadır ve bu müzede bir de Atatürk’e ait “anı odası” bulunmaktadır.
İşte bu anı odası, Mustafa Kemal ile rum sevgilisi Eleni’nin aşklarına tanıklık edecek önemli bir delili de sergilemektedir.
Bu delil, Atatürk ile Eleni’nin aşklarının bir belgesi olan Eleni Hanım’ın Atatürk’e yazdığı mektuptur.

İşte o mektupta geçen ifadeler;

alıntı
“Çok seneler geçti, ben halen her gün senden haber bekliyorum. herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla. Kağıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu yırt.

Manastırlı Eleni Karinte, bir gün tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır. benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar çok seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum. Fakat, balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum.

Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağladım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı.

Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi söyledi. Ben kendisine, ‘hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum’ dedim. Babam beni hiç bir zaman affetmedi ve ben de kendisini affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim.

ebediyen seni seven ve seni bekleyen, Eleni Karinte’n.”
alıntı

Not: Atatürk’ün Eleni Karinte ile olan aşkı bir filme de konu olmuştur.
Atatürk-Eleni aşkını anlatan bu film, aleksandar popovski‘nin yönettiği, “balkan is not dead” adlı filmdir. filmde Atatürk’ü ertan saban, Eleni’yi ise natasa tapuskovic canlandırmıştır.
buyrun;
http://www.imdb.com/title/tt1942808/?ref_=nm_flmg_dr_1

Evet, Atamızın bu hüzünlü aşk hikayesini geride bırakıp bir diğer aşkına geçelim.

emine hanım;
Atatürk’ün bir diğer “büyük aşkı” olan Emine Hanım, selanik merkez kumandanı şevki paşa’nın kızıdır.
Atatürk bu aşkı ile malesef vuslata erememiş, ömrünün sonuna değin yakın dostlarına Emine’den bahsetmiştir.
hatta çakırkeyf olduğu bazı zamanlar kendi bizzat çok sevdiği “eminem” türküsünü seyretmiş ve söylerken çok içlenmiştir.
Atatürk’ün unutamadığı Emine Hanım, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım’ın da arkadaşıdır.
1930’lu yıllarda bir gün Atatürk kız kardeşi Makbule Hanım ile sohbet ederken laf arasında Emine Hanım’ın bahsi geçmiş, Makbule Hanım’dan, Emine Hanım’ın hiçbir zaman evlenmediğini, çoluk çocuğa karışmadığını ve o’nu unutmadığını haber alan Mustafa Kemal, aşkının o’nu unutmadığını öğrenince hem sevinmiş, hem de hüzünlenmiştir.

Atatürk’ün Harbiye’ye gitmek üzre Selanik’ten ayrılırken Emine Hanım’a yazdığı not şöyledir;

alıntı
‘Bu dakikada vapura gidiyorum. bu an-i mes’um bize kan ağlatacak. bendeniz sizi unutmayacağıma vicdanen yemin eder, sizden de aynı vefayı beklerim, allahaısmarladık. Mustafa Kemal’
alıntı

vay be…

Devam edelim.
Ama Atatürk’ün kadınları, aşkları olduğu kadar, Atatürk’e aşık olan kadınlar da vardır.

Örneğin Atatürk’ün Selanik’ten komşuları olan Hatice ve Naciye hanımlar…

Evet, Hatice ve Naciye hanımlar Atatürk’ün Selanik’teki mahallelerinden komşu kızlarıdır ve her ikisi de Atatürk’e aşıktır. Naciye biraz yaşça büyüktür hatta Atatürk’ten. Hatice ise Zübeyde Hanım tarafından Atatürk’e istenmiş, lakin Mustafa Kemal asker olduğu için Hatice Hanım’ı Atatürk’e vermemişlerdir.

Atatürk’ün dillere destan bir başka aşkı ise Bulgar generali’nin kızı miti kovaçeva‘dır.

miti kovaçeva:
Mustafa Kemal’in Sofya’da askeri ateşe olarak görev yaptığı zamanlarda aşk yaşadığı Bulgar dilberidir.
Miti Hanım bir general’in kızıdır. 1914’te tanışan Miti ile Atatürk’ün, Strauss’un ‘güzel mavi tuna‘ valsiyle başlayan ilişkileri, Miti’nin general babasının itirazı yüzünden sona erdi. Fakat Sofya’nın en güzel kızı, öldüğü güne kadar Mustafa Kemal’i sevdi.

Üstat yılmaz özdil Mustafa Kemal ile Miti’nin aşklarını geçtiğimiz günlerde kaleme almıştı, buyrun;
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25806150.asp

not: Mustafa Kemal’in Bulgaristan’da kaldığı süre zarfında Miti’nin dışında, savunma bakanı’nın kızı Mora, başbakanın kızı Nikolina ve bir milletvekilinin kızı Elana ile ilişki yaşadığı ileri sürülüyor.
yine Atatürk Sofya’da vazifeli iken İstanbul’da onu bekleyen bir çift zeytin göz de bulunmaktaydı. İtalyan asıllı madam corinne

Yılmaz Özdil şu detayı da veriyor yazısında;

alıntı
Miti’den sonra hayatına 19 kadın daha girdi…
alıntı

Tabi ki biz 19 kadını inceleyemeyeceğiz.
Kaynaklarımız, bulabildiklerimiz sınırlı.

Ama Miti’den sonra en bilinenlerinden biri padişah Vahdettin’in kızı olan Sabiha Sultan’dır.

sabiha sultan:

Son Padişah Vahdettin’in küçük kızıdır.
Sabiha Sultan ile Mustafa Kemal birkaç defa görüşmüş, birbirlerinden hoşlanmışlar, hatta vahdettin de bu ilişkiye ve izdivaça rıza göstermiş, evlilikleri gündeme gelmişse de, ilişki bir sebeple devam etmemiş ve nihayete erememiştir.

Atatürk’ün hayatına giren tek sultan, tek prenses Sabiha Sultan değildir.

Atatürk’ün evlenmek istediği, daha doğrusu birilerinin Atatürk ile evlendirmek istediği bir diğer sultan da Mısır Hidivi abbas hilmi paşa‘nın kızı lütfiye sultan‘dır.
Bu ilişki de bir sebeple olmamış, izdivaç gerçekleşmemiştir.

Bu arada konu Mısır’a taşınmışken, Atatürk’ün kahire’de kaldığı kısa bir süre içinde liza ve tevhide adlı iki rakkase kadın ile ilişki yaşamışlığı da vardır.
Lakin Atatürk bu iki kadını birden aynı anda idare etmiş, kadınların bir süre sonra birbirinden haberdar olması ile birlikte ulu önderimiz baltayı taşa vurmuş ve her iki kadın ile de ilişkisini noktalamak zorunda kalmıştır.

Atatürk’ün hayatına giren ve herkesin malumu iki kadın vardır.
fikriye hanım ve latife hanım.

Bu iki hanımefendinin hikayesi pek çok kaynaktan pek çok defa anlatıldığı için uzun uzadıya değinmeyeceğim.

Ve, zsa zsa gabor:
Atatürk’ün hayatına giren Macar kainat güzeli.
Zsa Zsa Gabor-Mustafa Kemal aşkı, güzel yıldızın şu anlattıklarından ibarettir.
Zsa Zsa Gabor’un açıklamaları;

–alıntı–
Açılan büyük bir kapının ardından içeriye girdim. Heyecandan kalbim deli gibi çarpıyordu. Mermerle döşenmiş bir yoldan geçerek bahçe içindeki eve doğru yöneldim. Çok büyük bir zeytin ağacı evin girişini gölgeliyordu. Üst kata çıktım. Atatürk, arkası dönük, el işlemeli geniş bir gürgen koltuğa oturmuş, yanındaki masa üzerinde duran nargilesini içiyordu.

Odaya girdiğimi fark edince, kırmızı renkli kadife koltuğa, yanına oturmamı istedi. Büyülenmişçesine Atatürk’ün emrini yerine getirdim. Nargilesinin markoçunu bana doğru uzattı. Dumanı içime çektim. Diğer elinde tuttuğu rakı dolu zümrüt kakmalı altın kadehi emrivaki bir tavırla elime tutuşturdu. Kadehteki rakıyı yudumlarken heyecandan titriyordum.

Atatürk ile beraberliğimin bundan sonrasını ilk defa açıklıyorum. dans eden dansözlerin odadan çıkmalarını emrettikten sonra ikimiz baş başa kaldık. rakının verdiği sarhoşlukla kendimi rüyada hissediyordum. Hipnotize olmuş gibiydim. Atatürk şeytani bir çekicilikle yanıma sokulup, benimle deliler gibi sevişmeye başladı.

Milyonlarca Türk kadınının hayalini süsleyen o büyük insana, atatürk’e bekâretimi verdim!

Mustafa Kemal Atatürk, tanrının insanlığa armağan ettiği bir kurtarıcı, bir politika ustası, korkusuz bir savaşçı ve yarı insan, yarı tanrıydı!

Zsa Zsa Gabor, 1937 – Ankara, Türkiye.
–alıntı–

(ZSA ZSA GABOR)
Bunlardan başka atatürk’ün, yahudi safiye behar ile de aşk yaşadığı söylenir ama bu konuda somut bir bilgi yahut belge bulunmamaktadır.

Evet.
O bizim en sevdiğimiz, o bizim ulu önderimizdi.
“O’nu neden bu kadar çok sevdik?”

Sırf ülkemizi kurtardığı, bize modern türkiye’yi armağan ettiği için mi?
Elbette hayır.

O da bizim gibi olduğu için çok sevdik onu.
O da sevdi, sevildi, aşık oldu, çapkınlık, hovardalık yaptı.

O bir Türk’tü. o bizden biriydi…

From → atatürk

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: