Skip to content

ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE’YE GETİRDİĞİ MUSEVİ BİLİM ADAMLARI…

Nisan 22, 2012

Avrupa’daki nazi zulmünden kurtarılarak Türkiye’ye getirilen ve Türk Üniversitelerinde yıllarca ders verip modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kilometre taşlarından biri olan bilim adamlarıdır.

Atatürk’ün bilime verdiği değerin en önemli göstergelerinden biri de bu bilim adamlarına verilen maaştır.
Türkiye’de bir profesör 150 lira aylık alırken, yabancı profesöre 500-800 lira aylık verildi. bu miktar, milletvekili maaşlarının üç katıydı.yoksul bütçeye karşın bu denli yüksek ücret ödenmesi, o günkü yöneticilerin bilime ve aydınlanmaya verdikleri önemin bir göstergesiydi.

işte o dönem nazilerden çekindikleri için Medeni Avrupa tarafından kabul edilmeyen, ingiltere ve Fransa’nın “vizeleri yok” bahanesiyle geri çevirdiği, Abd’nin kabul etmediği, lakin Atatürk’ün talimatıyla kahraman Türk bürokratları tarafından her birinin ayrı birer filmi çekilecek hikayelerle Türkiye’ye getirilen, Türk Milleti’nin eğitimi için Türk üniversitelerinde, müzelerinde, hastanelerinde, laboratuarlarında çalışan bilim adamlarımız;

Andreas Schwarz: hukuk profesörü.
Karl Strupp: hukuk profesörü.
Wilhelm Röpke: ekonomist.
Dankwart Rüstow: iktisat profesörü.
Gerhard Kessler: ekonomist.
Umberto Ricci: iktisatçı.
Fritz Neumark: hesap, vergi uzmanı.
Fritz Arndt: kimya profesörü.
Erich Frank: insülini bulan profesör.
Hans Reichenbach: mantık-felsefe profesörü.
Curt Kosswig: zoolog.
Wilhelm Liepman: dünyaca ünlü jinekolog.
Benno Landsberge: asurolog, sümerolog-tarihçi.
Georg Rohde: filoloji profesörü.
Alfred Heilbronn: botanikçi.
Richard Von Mises: matematik profesörü.
Clemens Holzmeister: mimar.(tbmm binası)
Bruno Taut: mimar.
Ernst E. Hirsch: hukuk profesörü.
Rudolf Belling: heykeltraş.
Alfred isaac: iktisat profesörü.
Herbert Louis: coğrafya profesörü.
Erich Auerbach: filolog.
Traugott Fuchs: filolog.
Karl Steuerwald: filolog.
Karl Menges: filolog.
Clemens Möller: filolog.
Felix Haurowitz: kimya profesörü.
Hubert Melzig: filolog.
Philip Schwartz: tıp profesörü.
Rudolf Nissen: tıp profesörü.
Wilhelm Salomon-calvi: jeolog
Harry Dember: fizik profesörü.
Paul Hindemith: besteci-müzisyen.
Eduard Zuckmayer: müzisyen.
Gustov Oelsner: şehir plancısı, mimar.
Alfred Marchionin: ankara üniversitesi tıp fakültesi’nin kurucusu.
Joseph Igersheimer: profesör, göz mütehassısı.
Carl Ebert: opera sanatçısı. profesör.
Kurt Bittel: arkeolog.
Hans Güstav: arkeolog.
Alfred Kantorowicz: istanbul dişçilik fakültesi’nin kurucusu profesör.
Leo Spitzer: edebiyat profesörü.
Erwin Freundlich: astronomi profesörü.
Ernst Von Aster: felsefe tarihçisi profesör.
Wilhelm Peters: psikolog profesör.
Gustov Güterbock: hititoloji profesörü.
Ernst Rudolf Reuter: şehir plancısı-mimar.(daha sonra batı berlin’in ilk belediye başkanı)
Walter Ruben: arkeolog-tarihçi.
Wolfram Eberhard: sinolog.
Annemarie Gabain: sinolog.

Ne yazık ki bu bilim insanlarının pek çoğu 1950’li yıllarda Demokrat Parti’nin sağladığı fevkalade demokratik ortamdan ötürü Türkiye’yi terk etmişler, yine Almanya başta olmak üzre başka memleketlerde faaliyetlerine devam etmek zorunda kalmışlardır.

işte çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin yaratıcısı Atatürk’ün her ayrıntısını en ince noktasına kadar düşünerek bina ettiği Türkiye Cumhuriyeti, ve günümüzde Marmaray kazılarında çıkan tarihi eserlere “çanak çömlek” diyenlerin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti…

ne acı…

Son olarak T.C Başbakanlık arşivinde bulunan Atatürk’ün Prof. Albert Einstein nezdinde Musevi bilim adamlarını Türkiye’ye davet edişinin ardından, Albert Einstein’in cevabı olan mektupların görselleri ile yazıyı fazla uzatmadan noktalayalım ve birkaç dakika da olsa sizleri dün’ün Türkiyesi ile bugün’ün Türkiyesi’ni mukayese etmeyle başbaşa bırakalım…

Albert Einstein’in Başvekil ismet inönü’ye mektubu;(Mektup Başbakan ismet Paşa ve devlet kanalıyla Atatürk’e gönderilmişti.)

alıntı
Ben sadık hizmetkarınız Prof. Albert Einstein! Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarını Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum…
alıntı

mektubun tercüme edilmiş hali;

Buna benzer bir hamleyi 19. yüzyılda ikinci Abdülhamid Han yapmış, Pastour’ü Türkiye’ye davet etmişti.
işte ikinci abdülhamid han ile Atatürk arasında geçen süreçte üç kıtaya yayılmış Osmanlı imparatorluğu parçalanmış, Abdülhamid Han’ın izinden giden Mustafa Kemal ise Anadolu’nun küllerinden yeni bir millet yaratmayı başarmıştır…

One Comment
  1. ali permalink

    alex paşa 8 yılda 50 milyon dolar götürdü.bu 40 prof. resmen beleş ama tamam bilim insanı ve alman gibi yinede güvenemem işallah fayda getirmişlerdir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: