Skip to content

AMERİKAN ARŞİVLERİNDEN DERSİM ŞİFRELERİ…

Aralık 4, 2011

sevgili başbakanımızın özür dilediği dersim’liler hakkında ikinci abdülhamid han dönemi abd’nin harput konsolosu’nun abd dışişleri bakanlığına yazdığı rapor dahilinde ifşa edilen şifrelerdir.

bir amerikalı gözüyle dersim’i anlamaya çalışalım…

bakalım dersim’de türk’e, türkiye cumhuriyeti’ne isyan edenler kimlermiş…

alıntı
Haıput Konsolosumun “DERSiM KÜRTLERi” Adlı Gizli Raporu

AMERiKAN KONSOLOSLUĞU

Harput, Türkiye, 10 Şubat 1908

Konu: Dersim Kürdleri.

Muhterem Devlet Bakanı Yardımcısına

WASHiNGTON

Muhterem Efendim

Dersim Kürdleri ile ilgili olarak hazırlanan raporu sizlere sunmaktan şeref duyarım. Bu vilayetin yönetimine göz atıldığında, eminim ki Hükümdarı ve Babıâli’yi en fazla endişelendiren mesele, nüfusun buraya tekabül eden kısmının gerektiği şekilde yönetilmesi ve kontrolü olmuştur.

Dersim, liva ya da mutasarrıflık olarak Toroslar’ın karşıtında bulunan dağların Harput’un kuzeyinde uzanan kısımlarını ihtiva eder.
Kızılbaş Kürdler, Kürdler’in umumi kitlesinden tamamen farklı bir sınıf olup başlıca Dersim mıntıkasında yaşamakta ve şimdiye dek bu bölgenin nüfusunun en büyük kısmını oluşturmaktadır.
Ortodoks (Sünni mezhepten olan) Kürdler ve Müslümanlar bunlara genellikle inançsız derler.
Aralarında inanç birliği yoktur. Kimileri panteist (çok tanrıcı) dir. Kimileri de insan ölün-ce ruhun bir bedenden başka bir bedene geçtiğine (trans migration) inanırlar.
Bu arada hepsi Muhammed’in damadı olan Ali’nin takipçileri (Alevi) olduklarını itiraf ederler.

Fakat kendilerine Ali’yi dini rehber olarak alan iran’lı Şiîler’den köklü olarak farklıdırlar.
Sünnet olmalarına rağmen Kuran’ı, abdestli olarak beş vakit namazı, Mekke’ye haccı, Ramazan ayı esnasında orucu vs. reddederler.
Gönüllü ibadet ve uygulamaya inanırlar. Bunlarda çok evlilik vardır. Fakat boşanmaya müsaade yoktur ve her yıl “on-iki şehit”in hatırasına on-iki günlük bir oruç tutarlar.

Sünnî Kürdler’in Xenophon‘un bahsettiği Carduchi’nin torunları olduğu sanılır.
Kızılbaşların çoğunluğunun Hristiyan kökenli olduğu kuşkusuz. Bununla beraber bunların arasında bir süre kalan ingiliz Konsolosu Mr. Taylor şuna ikna olmuştur; Bunların bir kısmı kuşaktan kuşağa anlatılageldiğine göre, Antioch bölgesinden bu dağlara göç etmiş olan Assassin‘lerin soyundandı.
Hâlâ kilise ve manastır kalıntılarına rastlanır.
Köylerin bir kısmı ise hâlâ hristiyan isimlerini muhafaza ederler. Kuşaktan kuşağa anlatılageldiğine göre bu bölge müslümanlarca fethedildiğinde halk görünüşte islama itaat etti ve onu sadece ismen kabul etti. Ali ismini isa’ya transfer ettiler ve dolayısıyla kendilerini fethedenleri aldatarak kendi inançlarını sürdürdüler.

Bu halkın hristiyan kilisesine benzer bir teşkilatı var.
Üyeler dikkatle seçilir. Her Cuma akşamı özel oturumlar yapılır, ekmek ve su dağıtılır. Doğru prensip olarak telakki edilen şeylerin ihlâli afaroza yol açar.
Afaroz edilen bir üye ise yalnızca, af dileyip en ciddî savunmalar ve iyi iman için gerekli alâmetleri göterdikten sonra üyeliğe yeniden kabul edilebilir. Cemiyet onu kabule hazır olduğunda, o kişinin boynuna bir ip bağlanır, elleri ve dizleri üzerinde emekletilerek, Seyyid denilen dini liderin bulunduğu toplantı yerine götürülür. Burada dinî lider onu azarlar, döver ve en sonunda üyeliğe kabul eder.

Her birinin başında bir “Ağa” ya da lider “Reis” bulunan ve her biri bir Seyyid’e ya da dinî lidere sahip olan aşağı yukarı 50 Kızılbaş kabilesi vardır.
Bu Seyyidler eski Yahudi rahib sınıfı gibi görevlerini miras yoluyla alırlar. Okuma bilmezler ve mıntıkanın başşehri Hozat’ın dışında, Dersim’de hiçbir okul yoktur.

Kızılbaşlar’ın hiç bir dinî kitabı yok, bununla beraber “kitapsız” bir insan olmanın hoş karşılanmayan bir şey olduğuna inandıkları için bir kitapları olduğunu iddia ederler.
Din görevlilerinin dışındakiler gibi, Seyyidler de işle uğraşırlar. Görevlerinden büyük nüfuz edinirler.

Her bir kabile diğerlerinden bağımsız olup bir kısmı hemen hemen Hükümetken de bağımsızdır.
Alınsa da, bunlardan, bilhassa mıntıkanın iç kısımlarında yaşayan kabilelerden pek az asker ve vergi alınır. Bir kaç yıl önce bunların arasından asker alıp “Hamidiye Alayları” kurmak için çok çaba sarfedilmiş fakat Kürdler önerileri, alay düzenlemeyi reddetmişlerdir. Bunların değişmez amacı Osmanlı Hükûmeti’nden bağımsız olmaktır ve 50 yıl önce yabancı himaye sağlama ve Türkler’den kurtulma umuduyla Amerikan Misyonerleri tarafından Protestan olarak kabul edilmeleri için bir hareket başlatmışlardır.

Kabileler birbiriyle sık sık kavga ederler, fakat Hükümet kendilerini disiplin altına almaya teşebbüs ederse aralarındaki kan davası şimdilik bir tarafa atılır ve karşı koymak için birleşirler. Kimi kabileler büyük, kimileri küçüktür ve bugüne kadar hiçbir nüfus sayımı yapılmadığından nüfusla ilgili olarak doğru rakamlar vermek imkânsızdır. Bütün erkekler silahlı olup önceki dönemlerin eski çakmaklısının yerini ekseriya Martini tüfekleri almıştır. Olağanüstü bir durumda 25.000 silahlı adamın toplanabileceği tahmin edilmektedir.

Bunların savaş hali daha çok gerilla savaş halidir ve

dağlardaki yuvalarında istila eden güçlere karşı pek çok üstünlüğe sahiptirler.
Muazzam bir şekilde top atışları yaparlar ve ezici sayılarla yapılmadıkça herhangi bir umumi saldırıyı püskürtebilecek pozisyondadırlar.

Dersim’de işlenebilen pek az toprak vardır.
Fakat Kürdler çok sayıda koyun ve keçi yetiştirirler. Bu arada ulaşım işi önemli bir destek kaynağıdır. Ulaşabildikleri Hristiyan ve Türk köylerine sık sık baskınlar düzenlerler ve yakınlarından geçen kervanları sık sık soyarlar.
Bu geçen yaz esnasında Kürdler yağmalarında öylesine ileri gittiler ve çok sayıda köye öyle bir acımasızlıkla baskınlar yaptılar ki Hükümet en sonunda bunlara karşı bir kuvvet göndermek zorunda kaldı. Kürdler’in lehine muhtemel bir önemsiz üstünlük ile birlikte, sonuç aşağı yukarı beraberlik olmuştur. En önemli saldırı, liderleri Kudret Ağa denilen birisi olan Koç-uşağına karşı yapılmıştır. imparatorluk birlikleri onun köylerinden ikisini yaktılar ve böyle yaparken birkaç adam kayıp verdiler. “Sham Uşağı” ve “Resik Uşağı” adlı diğer iki kabile Kudret’e yardıma geldi. Bu arada “Karaballı Uşağı”, Mehmed Ağa liderliğinde ve Hükûmetin baskısıyla -çünkü bu kabile Hozat yakınlarındadır- kendi halkına karşı Hükümet birliklerine katılmıştır. Bunun intikamını almak için Koç Uşağı, Meh-med’in köylerinden beşini yakmıştır.

Daha önceki yıllarda Dersim Kürdleri mıntıkalarından geçen Türkler’e çok düşmandılar. Bu arada arasıra Hristiyanları da rahatsız etmişlerdir.
Onların desteğini sağlamak ve onlarda Hristiyanlara karşı bir ön yargı oluşturmak niyetinde olan Türkler son yılların özel sancılarını çekmişlerdir. Öyle ki artık Hristiyanların bile bunların aralarına gitmesi güvenilmez görülür olmuştur. Ve Der-sim’den geçerek Erzincan’a giden direkt yol, Kürdler’in ulaşabildikleri yerlere gelen herkesi soyma eğilimleri
gerekçesiyle, ulaşıma artık tamamen kapanmıştır.

Sonuç olarak, önde gelen Kürd reislerinin birkaçını şahsen tanıyarak şunu ekleyebilirim: Kendilerini Der-sim’deki evlerinde ziyaret etmem için birkaç içten davet aldım.
Şahsen bu fırsattan yararlanmaktan pekçok memnun olurdum. Dolayısiyle bu ilginç insanları daha dikkatli ve daha ayrıntılı incelerdim. Fakat bu Kürdler’le împratorluk Hükümeti arasında mevcut olan şimdiki gergin münasebet gerekçesiyle, Dersim ziyaretimin maksadı yerel yönetimce yanlış intiba bırakmaması için bu davetleri kabul etmeyi uygun görmedim.

Sizin sadık hizmetçiniz olmaktan şeref duyarım efendim.

KONSOLOS

KAYIT SURETi “DOSYADA MUHAFAZA EDiLECEKTiR”
alıntı


görüldüğü üzre dersim’in şifreleri ta 1907’de amerikalılar tarafından çözülmüş ve rapor edilmiştir.
bu bölgede isyan eden seyit rıza ve avanesi’nin ne kürtlükle, ne zazalıkla ne de alevilikle bir ilişkisi vardır. abd’li diplomatın da altını çizdiği üzre bu kişiler ermeni dönmeleridir.
zaten kürt alevi diye bir kavram olmaz…kürt alevi olan ve mehmetçiğe kurşun sıkan bu avane ermeni dönmesidir. kürt ve alevi kimliklerini de bunu gizlemek ve hem kürt, hem de alevi yurttaşlarımıza nüfuz edebilmek için kullanmışlardır.

One Comment
  1. Osmanli arsivinde Dersim

    OSMANLI BELGELERİ’NDE DERSİM TARİHİ

    [ Dersim Üzerine Araştırmalar ]Geschrieben von zamamonan am 18. Februar 2004 20:51:10: AHMET HEZARFEN
    (Osmanlıca’dan Çeviri)
    CEMAL ŞENER
    (Yayına Hazırlayan)

    OSMANLI BELGELERİ’NDE
    DERSİM TARİHİ
    (Osmanlıca-Türkçe 50 Orjinal Belge)
    Mustafa Kemal Atatürk ve Diyab Ağa’nın dostluğuna saygılarımla…
    Ahmet Hezarfen
    “… Şayet hükümet hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse âbâ vü ecdâdımızın eskiden Yukarı Türkistan, Horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun…” Seyit RIZA (1938 Dersim Olayı Öncesi)
    Askeri Tarih Str. Etüd Başk. Arşivi. Doç. Dr. Yaşar Kalafat
    Şark Meselesi ve Şeyh Sait Olayı s. 24-25. Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı s. 19)
    SUNU… Cemal ŞENER
    “Osmanlı Belgeleri’nde Dersim Tarihi” adlı kitap yaklaşık 50 adet Osmanlıcabelgenin Türkçe’ye çevrilmesinden oluşuyor. Belgeler 1720-1840 yılları arasında Osmanlı Arşivi’ndekiMühimmeDefterleri kararlarından alınmıştır. Adı geçen belgeler Türkçe’ye ilk defa kazandırıldı. Bölgenin tarihi açısından şüphesiz özel öneme sahip belgelerdir.
    Osmanlı Tarihi’nde Yavuz Sultan Selim – Safevi Şah İsmail arasında gerçekleşen Çaldıran Savaşı bölge açısından ve Türkmenler ile Osmanlı yönetimi açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Adı geçen belgeler, Çaldıran’dan yaklaşık 200 yıl sonraki durumu tesbit ediyor.
    Yayınlanan belgelerin iyi anlaşılması için bölge tarihine kısaca bir göz atmakta yarar olur kanısındayım.
    Dersim yada bugünkü adı ile Tunceli; Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alıyor. Doğusunda Bingöl, Batısında Malatya, Kuzeyinde Erzincan, Kuzey-Doğusunda Erzurum, Güneyinde Elazığ bulunuyor. Toplam yüzölçümü 7774 kilometre karedir: Nüfusu yaklaşık 90 milyondur. (2003).
    Tarihçiler Dersim’i; 1) DoğuDersim; Mazgirt, Kığı, Çarsancak (Peri), Nazimiye vePülümür ile; 2) Batı Dersim; Hozat, Çemişgezek, Pertek, Ovacık ve Kemah diye ikiye bölerek anlatırlar.
    Osmanlı tahrir defterlerinde, Türkmanân Ekradı topluluğundan olduğu belirtilen Dersimli Aşireti adını bu bölgeye vermiş olabileceği gibi, Der ve Sim yani Gümüş Kapı tanımlamalarındanda bu bölge ismini almış olabilir.
    Tunceli halkının tarihi, Anadolu’nun Tarihi ile koşuttur. Tunceli Tarihi’ne bakıldığında; Kimmer Türklerinden, Saka-İskit Türkleri’nden, Hun Türkleri’nden (363-367) Ağaçeriler’den (466) izleri Dersim’de görmemek elbette olası değil. Selçuklu Devleti Anadolu’yu hakimiyeti altına aldığında bölgede; Saltuklular (Nazimiye), Mengücekler (Pertek, Hozat, Ovacık, Çemişgözek, Kemah) etki alanlarında kalır. 1231 yılında Moğollar’ın akımlarından kaçıp Dersim’e sığınan Celalettin Harzemşah’ı bugün bile yaşlı Dersim’lilerden dinlemek olasıdır. Celalettin Harzemşah’ın bir Şafi Kürt tarafından nasıl öldürüldüğünü ve o’nun mezarının bugün Tunceli’nin Munzur Baba ile birlikte en çok ziyaret edilen mekân olan Sultan Baba yadaDüzgün Baba (Tujik Baba) olduğunu yaşlı Tunceliler torunlarına anlatmaya devam ederler.
    Dersim’in Mogol hakimiyetini, İlhanlı hakimiyetini, Timur’lu zamanları, Karakoyunlu Hükümdarının yönetimindeki Erzincan, Erzurum veDersimi saymazsak tarihten önemli bir sayfa eksik kalır. Çaldıran’da Safevi Türkmen Şahı Şah İsmail’e yardım eden birçok Türkmen boyunu Osmanlı cezalandırınca kendilerini Dersim dağlarında bulurlar.
    Tarihçilerin tesbitlerine göre bazı Türkmen Aşiretleri bu tarihten sonra Türkçeyi veTürklüğü unuturlar ama daha sıkıca Aleviliğe sarılırlar.
    Bazı kaynaklar Dersim bölgesinin 1506 da Osmanlı hakimiyetine geçtiği belirtilsede belirtilen tarihin 1514 olma olasılığı daha yüksektir. Osmanlı bu yıllara dek Dersim’e girememiştir. Erzincan ve havalisi Valisi Nur AliBey’i Safevi Devleti göndermektedir. Osmanlı Veziri, Bıyıklı Mehmet Paşa Nur Ali Halife’yi Cemişgezek bölgesinden çıkarmak ister. Ama ondan önce Pir Hüseyin Bey bu işi gerçekleştirir.
    Tarihçi Bilal Aksoy, Dersim Tarihi kitabında “Bölgede Osmanlı hakimiyetinin tesis edilmesinden sonrada, aşiretler arası mücadelenin bütün Osmanlı tarihi boyunca devam ettiği görülmektedir;” diyor.
    Pir Hüseyin Bey’in vefatından sonra Dersim bölgesindeki durum yine karışmıştır. Osmanlı müdahale etmiştir. Dersim bölgesinin hakimiyeti sırası ile; Bayburt Sancağı’na, Diyarbakır Beylerbeyliği’ne, Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır. 1848 de Dersim, Sancak almaktan çıkmış, Hozat’tan idare edilen bir kaza olmuştur. Ama hakimiyet kurulamamıştır. Kitabımızdaki belgeler Dersim’in Diyarbakır’a bağlı olduğu döneme ilişkindir.
    1860’dan sonra Dersim’de sırasıyla, Şah Hüseyin, Gülabi, Mansur, Şeyh Süleyman gibi reisler idareden sorumlu olmuş. 1875’de Hüseyin Bey Pülümür’e, Gülabi Bey Mazgirt’e Kaymakam olmuş. Yani Tanzimat’la birlikte bölgede yönetime yöresel hakimlerden Ağa ve Şeyhler atanmıştır. Bu durum otoritesizliği devam ettirmiştir.
    Dersim’de devlet nüfuzu, 1880 de vilayet olunca kısmi olarak sağlanmış. Ancak “geliri giderine yetmediği için” 1888 de “İrade-i Şahane” ile tekrar sancak olmuştur. Elazığ’a bağlı olarak Osmanlı’nın sonuna kadar bu durum devam etmiştir.
    Kitaptaki belgelerde devletin maden işletilmesi ile başlayan bir dizi toplumsal olaya tanık olunuyor. Problemleri çözmek için sürdürülen yaklaşımda zaman zaman etnik ve müzhepsel farklarda devreye giriyor.
    Belgelerde; sıkca “Etrak” ve “Ekrat” kelimeleride geçiyor. Bu kavramlara açıklık getirmek gerekir. “Ekrat” kelimesi Osmanlı Arşiv belgelerinde “göçebe” manasında kullanılmaktadır. “Etrak” ise; “yerleşik” anlamında kullanılıyor. “Şöyleki ‘Boz Ulus Türkmanı’ derken, Boz Ulus Aşiretinin ‘yerleşik’ olanları, ‘Boz Ulus Ekradı’ derken de Boz Ulus Aşiretinin (göçebe) olanları kasdedilmektedir. Karakoyunlu Türkmanı, ‘Karakoyunlu Ekradı, CihanbeğlüTürkmanı, Cihanbeğlü Ekradı hep bu manada kullanılan terimler olup, bu aşiretlerin bir kısmının “Türk” bir kısmının ise ‘Kürt’ olduğuna dalalet etmez.” (Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı, S.8)
    Ekrat kelimesinin Kürt olarak anlamlandırmanın yanlış olduğunu bir başka araştırmacımız ise şöyle anlatıyor. “Araplar 7. yy.da ilk fetihler sırasında İran’da karşılaştıkları Kürt kavimleriniTürk’ün çoğulu olan “Ekrat” olarak tanımlamışlardır. Daha sonraki araştırmalar göstermiştirki, Araplar “Ekrat” kelimesini esas itibariyle ‘konar-göçer’ toplulukların tümü için kullanmışlardır.
    Osmanlılar da ekrat tanımlamasını ‘konar-göçer’ aşiretler için kullanmışlardır. Yavuz Selim zamanında tutulmaya başlanan tahrir defterlerinde ekrat tabiri Türk olduğu kesin olan bir çok konar-göçer Türk aşireti için kullanılmıştır. Sadece birkaç örnek olmak üzere konar-göçer Kılıçlı, Döğer, Avşar, İğirmidörtlü aşiretleri sayılabilir.” (Doç.Dr. Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı S. 136)
    Konu ile ilgili olarak yazar Baki Öz, “Ekrat Taifesi Osmanlıca’da konar-göçer, henüz konar-göçerliği bırakmamış, Kürtleşmiş Türk boylarının adıdır,” der. (Aleviler’in Etnik Kimliği, s. 143.)
    Dersim tarihi ile ilgili olarak bazı kesimler iddialı tezler savunurlar. Ama bu tezlerini orjinal belgeler ile desteklemekte aynı ısrarlı çabaları görmek olanaklı değil. Biz bu kitapta 1720-1850 yılları arasında yani yaklaşık 130 yıllık bir tarihsel dönemde Osmanlı ile bölge arasındaki orjinal yazışmaların bir kısmını yeni kuşaklara sunuyoruz. Dersim tarihi açısından önemli sayılabilecek belgeler sayılırlar. Dersim’in toplumsal tarihini anlamada ve tanımlamada önemli işlevlerinin olacağı yadsınmamalıdır.
    Belgeleri yorumlamayı okuyucuya bırakarak, adeta iğne ile kuyu kazarak bu dökümanları günışığına çıkaran değerli çevirmen Ahmet Hezarfen’e ne kadar teşekkür edilse azdır. Bu belgeleri yayınlayarak sizlere ulaştıran Etik Yayınları’nında Ahmet Hezarfen gibi tarihi bir hizmet yaptıklarını bilmem söylemeye gerek var mı? Saygı ve Sevgilerimle…

    Mart 2003 İstanbul

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: