Skip to content

HASAN SABBAH…

Kasım 8, 2011

Tarihteki ilk terör örgütü haşhaşiler‘in piri ve “batınilik” dininin kurucusu olan ismaililik mezhebinin en önemli isimlerindendir.

Bu gün iran topraklarında bulunan(kazvin yakınları) ALAMUT KALESİ’nde yetiştirdiği teröristleri ile bir döneme damgasını vurmuş, kendisine aksi politikalar güden sünni islam dünyasının korkulu rüyası olmuştur…

kendisi ve fedailerinin yaşantıları ünlü yazar  wladimir bartol‘un “fedailerin kalesi alamut ” isimli kitaba konu olmuş bu tarihi kişilik  ve dizayn ettiği örgütü “haşhaşiner” batı dünyasının da ilgisine mazhar olmuş, ingilizce’de “suikastçı” anlamına gelen “assasin” kelimesi de hasan sabbah ve kurduğu yalan dünyadan esinlenilerek uluslararası literatürlere sokulmuştur.

“suikastçı”…evet hasan sabbah, iktidarı uğruna çocukluk arkadaşı selçuklu veziri “nizamülmülk”ü katlettirmekten imtina etmemiş, haşhaşinleri sayesinde ortadoğu coğrafyasında uzun seneler varlığını koruyabilmiştir.

hasan sabbah felsefesi ve kurduğu sistemden o dönemler ortadoğu’da etkin bir güç olan “TAPINAK ŞOVALYELERİ” de fevkalade etkilenmiş, tarih boyunca kurdukları gizli örgütler ve bu örgütlerin sapkın fantazileri hep hasan sabbah ve alamut fedailerini kendilerine model almışlardır…

uzun uzadıya, herkesin bildiği fazla teknik detaylara girmeden direkt hasan sabbah’ın kendini ve felsefesini tasfir ettiği sözlere geçelim;

“hiçbir şey gerçek değildir, her şeye izin vardır” bilgeliğinin insanların değişik manalar çıkarmasına son derece uygun olduğunu ben de kabul ediyorum.
oğlumun acınılacak örneği bunu açıkça gösteriyor.
bu bilgelik insanın içinde ya vardır, ya da yoktur. şayet insanın ta doğumundan beri içinde yoksa, onun için anlamsız kesilmeler topluluğundan başka birşey olmayacaktır.
fakat doğumundan beri içindeyse, o zaman da tüm yaşamı boyunca yol gösteren bir yıldız gibi parlayacaktır önünde.
hakim’in de soylarından geldiği karmatlar ve druslar, bilge kişinin amacına ulaşması için bilimin dokuz basamağını tırmanması gerektiğini biliyorlardı. onların daileri kendilerine mürit toplamak istedikleri zaman, ali’nin sülalesi ve mehdi’nin gelişi hakkında güzel nutuklar atmakla yetiniyorlardı.
talebelerin büyük kısmı bu acınacak masallarla yetiniyorlardı zaten. zeki olanları ise daha fazlasını öğrenmek, bilmek istiyorlardı.
o zaman onlara da “kuran’ın gizli manalar saklayan doğaüstü bir tasvir” olduğunu söylüyorlardı.
şayet hala öğrendikleri ile yetinmeyen birileri varsa, o zaman hocası ona bugüne dek öğrendiklerinin, kuran’ın hatta genel olarak islam’ın ne kadar boş ve değersiz olduğunu gözlerinin önüne sermekte tereddüt etmiyordu.
daha da ileri gitmek isteyenler, tüm dinlerin doğru ve yanlış şeyler içerdiklerini dolayısıyla aynı değerde olduklarını öğreniyordu.
kısa zaman öncesine kadar öğretinin bu en üst düsturu yani bütün öğretilerin ve nazariyelerin inkar edilmeleri çok az seçkin kişi tarafından bilinmekteydi.
bu basamağa adım atmak büyük bir cesaret ve kuvvet talep etmektedir. çünkü bunu yapmaya cesaret eden kişi o andan itibaren dikenli yalnız başına yürüyecek ve tutunacağı bir dala sahip olamayacaktır. bu düstur çok sayıda kişi tarafından bilinse de geçerliliğini yitirmez.
dünyanın yaradılışı böyledir:
“insan kendisine en basit biçimiyle anlatılan gerçekleri bile çoğu zaman tam olarak idrak edemez.”

mirasçısı olan dailerine sırrını ifşa ederken devam etmektedir hasan sabbah, bu kez islamiyet’in ve hz muhammed’in cennet kavramına değinir;

“pek iyi biliyorsunuz ki muhammed islam uğruna elde kılıç ölenlere mükafat olarak cennetin güzelliklerini vaat etmiştir. oradaki zevkleri tadabilecekler, yeşil çimenlerin ve çayırların üzerinde dolaşacaklar ve mırıldanan derelerin yanında dinlenecekler. etraflarında çiçekler açacak ve güzel kokuları her tarafı saracak. enfes yemeklerle ve seçilmiş meyvelerle beslenecekler. kara gözlü, olağanüstü güzellikteki huriler kendilerine sırça köşklerde hizmet edecekler.
onların tüm isteklerini yerine getirmelerine rağmen erdemlerini ve bekaretlerini ebediyen koruyacaklar! huriler onlara altın testiler içinde sarhoş etmeyen şarap ikram edecekler ve günlerini ebediyen bolluk ve sınırsız mutluluk içinde geçirecekler.”

işte dinlerin, dünyanın ve insanlığın sırrını çözen hasan sabbah’ın assasinlerine öğrettiği ulaşılmış gerçekler bunlardı.
dinler insanlara, insanlığa hükmetmek için var edilmiş, teşkil edilmiş kurumlardır.
hasan sabbah’da kendisine insanların körü körüne tabi olacaklarını ispat etmiş, onlara yaşarlarken cenneti göstermiştir.
bu yüzden sevilmez, bu yüzden terörist olarak yaftalanır. aslında gerçek bir alim ve bilgindir.

evet hasan sabbah teröristtir,

sapkın bir tarikatın lideridir. kendi iktidar hırsı ve intikamı uğruna pekçok kişiyi ölüme yollamaktan, insan hayatıyla oynamaktan imtina etmemiştir.
lakin takdir edilmesi gereken sabbah’ın bilgeliği ve kurduğu sistemdir.
bazı yalanları yüzyıllar geçse dahi bizlere gösteren sistem…

From → dinler tarihi

3 Yorum
  1. Dost Meclisi permalink

    Reblogged this on Dost Meclisi.

  2. merhaba tarih ile bayağı bir ilgilisiniz seyh bedderttin kimdir google arama yaparken youtube sitesinde şu video ile karşılaştım hassan sabbah ile şeyh beddrettin’ni aynı kefeye koymuşlar.
    video linki bu:http://www.youtube.com/watch?v=5SbTHnD4tw8
    doğrusu nedir biliyormusunuz?.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: